ULUSLARARASI HİCRİ TAKVİM BİRLİĞİ KONGRESİ

ULUSLARARASI HİCRİ TAKVİM BİRLİĞİ KONGRESİ

  • DUYURULAR
  • 17 Safer 1440 Cuma


Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çağrısıyla Uluslararası Hicri Takvim Birliği Kongresi İstanbul’da 21-23 Şaban 1437/28-30 Mayıs 2016 tarihleri arasında düzenlenmiştir. Kongreye, İslam Ülkelerinin ilgili bakanlıkları, Fetva Kurulları, çeşitli fıkıh kurulları temsilcileri, alimler, fakihler ve astronomlar katılmışlardır. Açılış konuşmalarını müteakiben başlayan ilmi oturumlarda ilk gün astronomi ve fıkıh ilimleri açısından Rü’yet-i Hilal konusu tartışılmıştır. Ardından Takvim farklılığının toplumsal ve siyasi boyutları ele alınmıştır. İkinci gün, daha önce teşkil edilen İlmi Heyetin Kongre’ye sunulmak üzere değerlendirdiği Tekli ve İkili Takvim önerileri ayrıntılı olarak müzakere edilmiş ve sonuçta Tekli Takvim kabul edilmiştir. Kongre, katılımcıların büyük çoğunluğunca kabul edilen aşağıdaki karar ve tavsiyeleri benimsemiştir:

KARARLAR

1. Kongre, önceki kongrelerin ve fıkıh akademilerinin kararlarını teyit etmiştir. Bu bağlamda 1966 Mecmeu’l-Buhusi’l-İlmiyye, 1973 Kuveyt, 1978 İstanbul Kongreleri ile İslam İşbirliği Teşkilatı’na bağlı Mecmeu’l-Fıkhi’l-İslami (Fıkıh Akademisi), 2009 yılında el-Meclisü’l-Urubbi li’l-ifta ve’l-Buhus (Avrupa fetva ve araştırma Meclisi), 2012 yılında Rabıta Fıkıh Akademisi’nin kabul ettiği temel ilke ve ölçütler teyit edilmiştir. Bunların arasında en önemlileri şunlardır. Kameri ayın başlangıcını tespitteki temel ilke, ister çıplak gözle olsun ister modern astronomik aletlere bağlı gözlemle olsun, hilalin görülmesidir. İhtilaf-ı matalia (yani hilalin farklı zamanlarda farklı yerlerde görülmesine) itibar edilmez. (Bir yerde görüldüğü zaman diğer yerlerde de görülmüş kabul edilir.)
2. Kongre, bütün dünyada uygulanması için tekli takvimi tercih etmiştir. Böylece herkesin önünde tek bir hicri takvim bulunacaktır. Bu takvim, hilalin dünyanın herhangi bir yerinde gözle veya astronomik rasat aletleriyle görülebilme imkânını ve hem klasik fakihlerin çoğunluğunca hem de günümüz fıkıh akademilerinin çoğunluğunca kabul edilen ihtilaf-ı matali’a itibar edilmemesi görüşünü esas almıştır. Bunların yanında bu takvim, dini metinler/naslar ile kesin astronomik kurallar arasında bir çelişki ve çatışma olmadığından astronomik ölçütler ve fıkhi kuralları beraberce göz önüne almıştır.


Tercih edilen takvimin avantajları ve sonuçları:
Bu takvim, Müslümanlar ama özellikle Müslüman azınlıkların karşı karşıya olduğu bazı sorunları çözme yönünde önemli katkılar sunacaktır. Bu sonuçlardan biri, oruç, bayram gibi Müslümanlar için sembol manası olan günleri birleştirmesidir. Bir diğeri ise, bunun Müslümanlar arasındaki meşru ve makul sınırları aşan tefrikayı/ayrışmayı ortadan kaldırma yönünde bir karar olmasıdır. Zira özellikle azınlık halinde yaşayan Müslümanlar arasında bu sorun tek bir devlet içinde bazen iki bazen de üç farklı günde oruç ve bayram yapma noktasına varacak aşırı durumlara yol açabilmektedir. Hatta farklılık, bir ülke vatandaşı hacıların Zilhicce’nin 9. Günü Arafat’ta vakfeye durdukları gün, kendi ülkelerinde henüz Zilhicce’nin 7. Veya 8. Günü olması gibi aşırı boyutlara ulaşabilmektedir. Bu din, tevhid dinidir, birliği ve bütünlüğü şer’i bir farz ve olgusal bir zaruret saymıştır. Aynı zamanda önceden belirlenmiş standart bir takvim, Müslüman azınlıkların bayramlarda tatil imkânına kavuşmalarını da sağlayacaktır; ayrıca onlara, yaratılmak istenen algının aksine yüce dinimizin bilimsel gelişmelere kapalı olmadığını, hatta bilimle uyumlu olduğunu çevrelerine sunma noktasında yardımcı olacaktır. Zira İslam’ın ilk inen ayeti ve Suresi “Oku” emriyle başlar ve ilmi konu eder.
3. Kongre, Avrupa, Amerika ve benzeri bölgelerdeki Müslüman azınlıklardan bayramlarını, sembol günlerini ve dolayısıyla duygu ve düşüncelerini birleştirme yönünde çalışmalarını önerir. Aynı şekilde dini mercilere sahip olan Müslüman devletlere de bu takvimi incelemelerini ve güvenmelerini önerir; zira bu takvim, Müslümanların iyiliğini sağlama ve onları kötülüklerden uzaklaştırma, sembollerini ve duygularını birleştirme hedefi dışında bir amaç taşımamaktadır.
4. Kongre, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığından, bu kongrenin kararlarını hayata geçirme konusunda aşağıdaki hususları tahakkuk ettirecek organları oluşturmasını önerir:
    a. 10 yıllık tekli (uhâdî) bir takvim hazırlayacak bir ilmi komisyon teşkil edilmesi ve takvimin basım ve dünyaya dağıtılması
    b. Gözetleme ve diğer hususları ele almak üzere Rüyet-i Hilal konusunda incelemelere devam edecek bir heyetin oluşturulması 
    c. Üzerinde anlaşılan Hicri Takvim kültürünün yayılması konusunda eğitim ve halkla ilişkiler konusuyla ilgilenecek bir komisyonun oluşturulması.

Öneriler:
1. Kongre, İslam ülkelerindeki dini mercilere ve din işlerinden sorumlu olan kişi ve kurumlara bu takvimi benimseyip ilkeleri doğrultusunda kameri ayların başlangıcında birliği sağlama için çalışma yapmalarını tavsiye eder.
2. Kongre, İslam dünyasındaki takvim yapıcılarına, Müslümanları medeniyetlerinin ve kimliklerinin göstergesi olan bir takvim etrafında buluşturabilmek, duygu ve düşüncelerini birleştirebilmek için bu takvimin ilkelerini benimsemeye çağırır.
3. Kongrenin gayrimüslim ülkelerde yaşayan Müslümanlara tavsiyesi, belirli bir takvimi uygulamak suretiyle birliği sağlamalarıdır. Zira şer’an aynı ülkede yaşayanların oruç tutma zamanı ve bayram yapma zamanı hususunda ihtilaf etmeleri caiz değildir. Aksine onların Avrupa Araştırma ve Fetva Konseyi veya Türkiye’de Diyanet işleri Başkanlığı’nın o ülkelerdeki birimleri gibi yetkili dini mercilerden çıkan kararlara uymaları gerekir. Zira Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Orucunuz birlikte oruç tutuğunuz gün, bayramınız birlikte bayram yaptığınız gün, kurbanınız ise birlikte kurban kestiğiniz gündür”
4. Avrupa’daki Müslümanların birlik ve beraberliğinin sağlanması ve menfaatlerinin korunması için, özellikle de şeri ibadet vakitlerinin ve kameri ayların başlangıcının tespiti gibi önemli İslami meselelerde tefrikaya düşmelerini önlemek amacıyla, Kongre, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Batı Ülkelerindeki birimlerinin ve Avrupa Araştırma ve Fetva Konseyinin Batı ülkelerinde yaşayan Müslüman azınlıklar için yetkili ilmi ve dini merci olarak kabul edilmelerini tavsiye etmektedir.
5. Kongre; Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığına, söz konusu takvimin, üzerinde çalışmalar yapılarak bütün İslam Alemince kabul edilebilecek tek takvim haline gelebilmesi için İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanlığına sunulmasını ve bu yolla takvimin İslam ülkelerine arzedilmesini tavsiye eder.

KONGREDE KABUL EDİLEN TEKLİ TAKVİM (ET-TAKVÎM EL-UHÂDÎ) KRİTERLERİ

I. Takvimin uygulama alanı
Tekli takvim dünyanın tamamını tek bir bölge olarak ele almaktadır. Buna binaen hicri ay tüm dünyada aynı miladi günde başlamaktadır.

II. Takvim Kriteri
Greenwich saatine göre gece yarısı 24.00’ten önce dünyanın herhangi bir yerinde aşağıdaki şartlar oluşmuşsa hicri ay başlar:
   a. İktiran (kavuşum) kavuşum safhasından sonra ay ile güneş arasındaki uzaklığın (istitâle) en az 8º olması
   b. Güneş battığı esnada ayın ufuk yüksekliği de en az 5º olması

III. Yukarıdaki iki kriterin uygulanması durumunda rüyet imkanı oluştuğu halde ayın başlamaması şeklinde ortaya çıkabilecek problemler için ilave kriterler:
Uluslararası Hicri Takvim Birliği Kongresi İlmi Komisyonunun V. toplantısında alınan kararlara uygun olarak -yukarıdaki kriterler uygulandığında bazı aylarda meydana gelen istisnai problemlerin izale edilmesine yönelik olarak- tekli takvim önerisinde ilave şu kriterler dikkate alınmıştır:
   a. Dünyanın herhangi bir yerinde, 1978 İstanbul Konferansı Kriterleri’ne uygun olarak rü’yet imkanının oluşması durumunda dünyanın tamamının içtima halinden çıkmış olması, yani astronomik olarak yeni ayın başlamış olması dikkate alınmıştır.
   b. Hilâlin görülebilme imkânında Amerika kıtasındaki karalar dikkate alınmıştır. Sadece okyanusta görülebilme ihtimaline bakılmamıştır.

Tabloda yer alan kırmızı alanlar istisnaî durumlarda ilave kriterlerin uygulandığı ayları göstermektedir.

Takvim sonuçları itibarıyla Ümmü’l-Kurâ takvimi ile tamamen örtüşmektedir.